Modal fiiller (modal verbs): can, could, may, might, must, should, would
Modal fiiller (modal verbs), başka bir fiille birlikte kullanılıp ona olasılık, izin, yetenek, zorunluluk, tavsiye gibi anlamlar katan yardımcı fiillerdir: can, could, may, might, must, should, would; bunlara will, shall ve ought to da eklenir. Biçimleri hiç değişmez ve arkalarından to olmadan fiilin yalın hâli gelir: She can swim. → “Yüzebilir.” / You should rest. → “Dinlenmelisin.”
Nasıl kurulur?
| Yapı | Örnek |
|---|---|
| Olumlu: özne + modal + fiilin yalın hâli | He can drive. / We might be late. |
| Olumsuz: özne + modal + not (n’t) + fiil | She can’t come today. / You shouldn’t worry. |
| Soru: modal + özne + fiil | Could you hold this for a second? / Should I call him? |
| Kısa cevap | Yes, I can. / No, you shouldn’t. |
| Geçmişe dönük: modal + have + fiilin üçüncü biçimi | She must have left. / I should have called. |
- Tek biçimleri vardır: üçüncü tekil şahısta -s almazlar, -ing ve geçmiş zaman biçimleri yoktur: He can speak Turkish. (“He cans” değil)
- Arkalarından to gelmez: You must wear a helmet. (“must to wear” değil). İstisnalar ought to ve used to biçimleridir: You ought to see a doctor.
- Olumsuz ve soru cümlesinde do / does / did kullanılmaz: I can’t swim. (“I don’t can swim” değil) / Can you hear me? (“Do you can hear me?” değil). Cannot genellikle tek kelime yazılır.
- İki modal yan yana gelmez: “will can” denmez. Gelecek zaman, perfect zamanlar ve mastar için be able to kullanılır: You’ll be able to park here. / I haven’t been able to sleep.
- Could have, would have, must have yazıda “could of”, “would of” diye yazılmaz: I could have helped.
Hangi modal ne anlatır?
Aynı modal birden çok anlam taşıyabilir. En sık kullanımlar:
| Anlam | Modal ve örnek |
|---|---|
| Yetenek | can, could (geçmişte): She can play the guitar. / I could read when I was four. |
| İzin isteme ve verme | can (en yaygın), may (kibar ve resmî), could (soru): Can I sit here? / May I come in? / Could I borrow your umbrella? |
| Rica | can, could, would: Can you open the window? / Would you send me the file, please? |
| Olasılık | may, might, could: It may rain tonight. / They might be at home. / That could be the answer. |
| Kesin çıkarım | must (olumlu), can’t (olumsuz): You must be tired. / That can’t be true. |
| Zorunluluk | must, have to: You have to show your ID. / Drivers must stop at a red light. |
| Tavsiye | should (ought to daha seyrek): You should try this soup. |
| Beklenti | should: The repairman should be here by noon. |
| Teklif ve davet | would, shall (I / we ile): Would you like some tea? / Shall I carry that? |
| Hayal edilen sonuç | would: A bigger kitchen would be nice. |
- May, might, could olasılık anlatır; Cambridge Dictionary, anadili İngilizce olanların da bunlardan hangisinin daha güçlü bir olasılık anlattığı konusunda aynı görüşte olmadığını belirtir.
- May ile izin kibar ve oldukça resmîdir; resmî tabela ve kurallarda da görülür: Visitors may take photos in the lobby. Gündelik dilde izin için çoğunlukla can kullanılır.
- Shall bugün az kullanılır; yalnızca I ve we ile, çoğunlukla teklif ve öneri sorularında görülür: Shall we go?
- Would koşul cümlelerinde de kullanılır: If I had more time, I would learn Spanish. Ayrıntısı için Conditionals (koşul cümleleri) nedir, nasıl kurulur? sayfasına bakın. Gelecek anlatan will için Future tense: will ve be going to nasıl kullanılır? sayfasına bakın.
Must, have to ve must not
- Have to daha yaygındır, özellikle konuşmada: I have to work on Saturday. Must daha güçlü ve daha resmîdir: All visitors must sign in at the front desk.
- Must sözünün geçmiş ve gelecek biçimi yoktur; yerine had to ve will have to kullanılır: We had to cancel the trip. / You’ll have to call again. Have to ile soru do ile kurulur: Do I have to sign here?
- Must not ile don’t have to farklı şeyler söyler: You must not park here. → “Buraya park etmemelisin (yasak).” / You don’t have to pay now. → “Şimdi ödemek zorunda değilsin (gerek yok).” Oxford Advanced American Dictionary, kısa biçim mustn’t sözünün seyrek ve çok resmî olduğunu belirtir.
- Kesin çıkarımda da must ve have to kullanılır; geçmiş için must have: The concert must have been amazing.
Can, could ve be able to
- Could birinin geçmişte genel olarak yapabildiği şeyi anlatır: My grandmother could sew her own clothes.
- Geçmişte belli bir durumda başarılan iş için could değil, was / were able to ya da managed to kullanılır: I was able to get a ticket for the last train. Olumsuzda couldn’t de olur: We couldn’t find a taxi.
- Could have geçmişte mümkün olan ama yapılmayan şeyi anlatır: You could have asked me. → “Bana sorabilirdin.”
Should ve ought to
İkisi de doğru ya da en iyi olanı söyler; should çok daha yaygındır ve soruda genellikle should kullanılır: Should we bring anything? Geçmiş için should have: You should have told me earlier. → “Bana daha önce söylemeliydin.”
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| She cans speak English. | She can speak English. |
| You must to wear a helmet. | You must wear a helmet. |
| Do you can help me? | Can you help me? |
| I don’t can swim. | I can’t swim. |
| We will can go next week. | We will be able to go next week. |
| They musted leave early. | They had to leave early. |
| I should of called you. | I should have called you. |
| You mustn’t pay now. (“gerek yok” anlamında) | You don’t have to pay now. |
Türkçedeki en yakın karşılığı
Türkçede modal fiillerin anlamları çoğunlukla fiile gelen eklerle ve birkaç sözle karşılanır: yeterlilik için -abil / -ebil (“yüzebilir”), gereklilik için -malı / -meli (“gitmeli”), ayrıca “zorunda olmak”, “gerekmek”. İki dilin ayrıldığı yerler:
- “-abilir” hem yeteneği ve izni hem olasılığı karşılar; İngilizcede bunlar ayrı modallerle söylenir: “Yarın gelebilirim.” → I can come tomorrow. (yapabilirim) ya da I might come tomorrow. (belki gelirim). Çeviride bağlama bakılır.
- “-malı / -meli” hem must hem should karşılığıdır; İngilizcede güç farkı vardır: “Bu ilacı almalısın.” → You must take this medicine. (zorunlu) ya da You should take this medicine. (tavsiye).
- “Zorunda değil” ile “-mamalı” karıştırılmamalıdır: “Gelmek zorunda değilsin.” → You don’t have to come. / “Gelmemelisin.” → You shouldn’t come. ya da You must not come.
- Türkçede olumsuzluk fiilin içindedir (“gidemem”); İngilizcede not modalden sonra gelir: I can’t go.
Kaynak
- Oxford Learner’s Dictionaries, Oxford Advanced American Dictionary — “modal”, “can”, “could”, “may”, “might”, “must”, “have to”, “should”, “would” ve “shall” maddeleri ve maddelerdeki dil bilgisi notları (modal, can, could, may, might, must, have to, should, would, shall)
- Purdue OWL — “Verbs with Helpers” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/grammar/verb_tenses/verbs_with_helpers.html)
- Cambridge Dictionary, Grammar (İngiliz İngilizcesi) — “Modal verbs and modality” (https://dictionary.cambridge.org/grammar/british-grammar/modal-verbs-and-modality)
- Cambridge Dictionary, Grammar (İngiliz İngilizcesi) — “Modality: forms” (https://dictionary.cambridge.org/grammar/british-grammar/modality-forms)
- Cambridge Dictionary, Grammar (İngiliz İngilizcesi) — “Modality: meanings and uses” (https://dictionary.cambridge.org/grammar/british-grammar/modality-meanings-and-uses)
- Cambridge Dictionary, Grammar (İngiliz İngilizcesi) — “Could, may and might” (https://dictionary.cambridge.org/grammar/british-grammar/could-may-and-might)