Modal fiiller (modal verbs): can, could, may, might, must, should, would

Son güncelleme: Tahmini okuma süresi: 6 dk.

Modal fiiller (modal verbs), başka bir fiille birlikte kullanılıp ona olasılık, izin, yetenek, zorunluluk, tavsiye gibi anlamlar katan yardımcı fiillerdir: can, could, may, might, must, should, would; bunlara will, shall ve ought to da eklenir. Biçimleri hiç değişmez ve arkalarından to olmadan fiilin yalın hâli gelir: She can swim. → “Yüzebilir.” / You should rest. → “Dinlenmelisin.”

Nasıl kurulur?

YapıÖrnek
Olumlu: özne + modal + fiilin yalın hâliHe can drive. / We might be late.
Olumsuz: özne + modal + not (n’t) + fiilShe can’t come today. / You shouldn’t worry.
Soru: modal + özne + fiilCould you hold this for a second? / Should I call him?
Kısa cevapYes, I can. / No, you shouldn’t.
Geçmişe dönük: modal + have + fiilin üçüncü biçimiShe must have left. / I should have called.
  • Tek biçimleri vardır: üçüncü tekil şahısta -s almazlar, -ing ve geçmiş zaman biçimleri yoktur: He can speak Turkish. (“He cans” değil)
  • Arkalarından to gelmez: You must wear a helmet. (“must to wear” değil). İstisnalar ought to ve used to biçimleridir: You ought to see a doctor.
  • Olumsuz ve soru cümlesinde do / does / did kullanılmaz: I can’t swim. (“I don’t can swim” değil) / Can you hear me? (“Do you can hear me?” değil). Cannot genellikle tek kelime yazılır.
  • İki modal yan yana gelmez: “will can” denmez. Gelecek zaman, perfect zamanlar ve mastar için be able to kullanılır: You’ll be able to park here. / I haven’t been able to sleep.
  • Could have, would have, must have yazıda “could of”, “would of” diye yazılmaz: I could have helped.

Hangi modal ne anlatır?

Aynı modal birden çok anlam taşıyabilir. En sık kullanımlar:

AnlamModal ve örnek
Yetenekcan, could (geçmişte): She can play the guitar. / I could read when I was four.
İzin isteme ve vermecan (en yaygın), may (kibar ve resmî), could (soru): Can I sit here? / May I come in? / Could I borrow your umbrella?
Ricacan, could, would: Can you open the window? / Would you send me the file, please?
Olasılıkmay, might, could: It may rain tonight. / They might be at home. / That could be the answer.
Kesin çıkarımmust (olumlu), can’t (olumsuz): You must be tired. / That can’t be true.
Zorunlulukmust, have to: You have to show your ID. / Drivers must stop at a red light.
Tavsiyeshould (ought to daha seyrek): You should try this soup.
Beklentishould: The repairman should be here by noon.
Teklif ve davetwould, shall (I / we ile): Would you like some tea? / Shall I carry that?
Hayal edilen sonuçwould: A bigger kitchen would be nice.
  • May, might, could olasılık anlatır; Cambridge Dictionary, anadili İngilizce olanların da bunlardan hangisinin daha güçlü bir olasılık anlattığı konusunda aynı görüşte olmadığını belirtir.
  • May ile izin kibar ve oldukça resmîdir; resmî tabela ve kurallarda da görülür: Visitors may take photos in the lobby. Gündelik dilde izin için çoğunlukla can kullanılır.
  • Shall bugün az kullanılır; yalnızca I ve we ile, çoğunlukla teklif ve öneri sorularında görülür: Shall we go?
  • Would koşul cümlelerinde de kullanılır: If I had more time, I would learn Spanish. Ayrıntısı için Conditionals (koşul cümleleri) nedir, nasıl kurulur? sayfasına bakın. Gelecek anlatan will için Future tense: will ve be going to nasıl kullanılır? sayfasına bakın.

Must, have to ve must not

  • Have to daha yaygındır, özellikle konuşmada: I have to work on Saturday. Must daha güçlü ve daha resmîdir: All visitors must sign in at the front desk.
  • Must sözünün geçmiş ve gelecek biçimi yoktur; yerine had to ve will have to kullanılır: We had to cancel the trip. / You’ll have to call again. Have to ile soru do ile kurulur: Do I have to sign here?
  • Must not ile don’t have to farklı şeyler söyler: You must not park here. → “Buraya park etmemelisin (yasak).” / You don’t have to pay now. → “Şimdi ödemek zorunda değilsin (gerek yok).” Oxford Advanced American Dictionary, kısa biçim mustn’t sözünün seyrek ve çok resmî olduğunu belirtir.
  • Kesin çıkarımda da must ve have to kullanılır; geçmiş için must have: The concert must have been amazing.

Can, could ve be able to

  • Could birinin geçmişte genel olarak yapabildiği şeyi anlatır: My grandmother could sew her own clothes.
  • Geçmişte belli bir durumda başarılan iş için could değil, was / were able to ya da managed to kullanılır: I was able to get a ticket for the last train. Olumsuzda couldn’t de olur: We couldn’t find a taxi.
  • Could have geçmişte mümkün olan ama yapılmayan şeyi anlatır: You could have asked me. → “Bana sorabilirdin.”

Should ve ought to

İkisi de doğru ya da en iyi olanı söyler; should çok daha yaygındır ve soruda genellikle should kullanılır: Should we bring anything? Geçmiş için should have: You should have told me earlier. → “Bana daha önce söylemeliydin.”

Sık yapılan hatalar

YanlışDoğru
She cans speak English.She can speak English.
You must to wear a helmet.You must wear a helmet.
Do you can help me?Can you help me?
I don’t can swim.I can’t swim.
We will can go next week.We will be able to go next week.
They musted leave early.They had to leave early.
I should of called you.I should have called you.
You mustn’t pay now. (“gerek yok” anlamında)You don’t have to pay now.

Türkçedeki en yakın karşılığı

Türkçede modal fiillerin anlamları çoğunlukla fiile gelen eklerle ve birkaç sözle karşılanır: yeterlilik için -abil / -ebil (“yüzebilir”), gereklilik için -malı / -meli (“gitmeli”), ayrıca “zorunda olmak”, “gerekmek”. İki dilin ayrıldığı yerler:

  • “-abilir” hem yeteneği ve izni hem olasılığı karşılar; İngilizcede bunlar ayrı modallerle söylenir: “Yarın gelebilirim.” → I can come tomorrow. (yapabilirim) ya da I might come tomorrow. (belki gelirim). Çeviride bağlama bakılır.
  • “-malı / -meli” hem must hem should karşılığıdır; İngilizcede güç farkı vardır: “Bu ilacı almalısın.” → You must take this medicine. (zorunlu) ya da You should take this medicine. (tavsiye).
  • “Zorunda değil” ile “-mamalı” karıştırılmamalıdır: “Gelmek zorunda değilsin.” → You don’t have to come. / “Gelmemelisin.” → You shouldn’t come. ya da You must not come.
  • Türkçede olumsuzluk fiilin içindedir (“gidemem”); İngilizcede not modalden sonra gelir: I can’t go.

Kaynak

İlgili