Used to, be used to ve get used to farkı nedir?

Son güncelleme: Tahmini okuma süresi: 4 dk.

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte düzenli olarak olan ya da geçerli olan ama artık olmayan bir şeyi anlatır: I used to live in Bursa. → “Eskiden Bursa’da yaşardım.” Be used to + isim ya da -ing bir şeye alışkın olmayı, get used to ise bir şeye alışmayı anlatır: I’m used to working late. → “Geç saate kadar çalışmaya alışkınım.” Üçü biçimce benzese de ayrı yapılardır.

Used to: geçmişteki alışkanlıklar ve durumlar

Used to hem tekrarlanan eylemleri hem de süren durumları anlatır ve her zaman geçmişle ilgilidir:

  • Alışkanlık: We used to go camping every summer. → “Her yaz kampa giderdik.”
  • Durum: This store used to be a bakery. → “Bu dükkân eskiden fırındı.”
YapıÖrnek
Olumlu: used to + fiilShe used to play the piano.
Olumsuz: didn’t use to + fiilHe didn’t use to like coffee.
Soru: Did + özne + use to + fiilDid you use to walk to school?
Ek soru: did ileYou used to work here, didn’t you?
  • Olumlu cümlede biçim hep used to olur ve önüne be gelmez: I used to swim. (“I use to swim”, “I am used to swim” değil)
  • Soruda ve olumsuzda did kullanılınca yazım use to olur: Did your dad use to coach soccer? Oxford Advanced American Dictionary, olumsuz biçim didn’t use to sözünün gündelik olduğunu ve yazıda pek kullanılmadığını belirtir.
  • Cambridge Dictionary (İngiliz İngilizcesi) didn’t used to yazımının yaygın olduğunu, ama birçok kişinin bunu yanlış saydığını belirtir; çok resmî üslupta used not to da geçer.
  • Söyleyiş: used to /ˈyustə/ diye okunur; “ikinci el” anlamındaki used ise /yuzd/ diye okunur: a used car.

Used to mu, would mu?

Geçmişteki alışkanlıklar için would da kullanılır: When I was a kid, my grandfather would tell us stories. Ama durumlar için yalnızca used to kullanılır: We used to have a dog. (“We would have a dog” değil). İkisi birlikte geçiyorsa çoğunlukla önce used to gelir ve sahneyi kurar.

Be used to: alışkın olmak

Be used to, sık yapıldığı ya da yaşandığı için artık yeni ya da garip gelmeyen bir şeyi anlatır. Geçmiş, şimdi ve gelecek için kullanılır. Buradaki to bir edattır; arkasından isim, zamir ya da -ing gelir:

  • She’s used to the cold. → “Soğuğa alışkın.”
  • I’m not used to driving in the city. → “Şehirde araba kullanmaya alışkın değilim.” (“not used to drive” değil)
  • He was used to living alone. → “Yalnız yaşamaya alışkındı.”

Get used to: alışmak

Get used to, bir şeye zamanla alışmayı anlatır; arkasından yine isim ya da -ing gelir. Daha resmî üslupta become used to da kullanılır:

  • You’ll get used to the new schedule. → “Yeni düzene alışırsın.”
  • It took me a year to get used to working from home. → “Evden çalışmaya alışmam bir yılımı aldı.”

Sık yapılan hatalar

YanlışDoğru
I use to play tennis on weekends. (geçmiş için)I used to play tennis on weekends.
We are used to go there every summer. (geçmiş için)We used to go there every summer.
Did you used to live here?Did you use to live here?
I’m not used to wake up early.I’m not used to waking up early.
He’s not use to the heat.He’s not used to the heat.
We would live in Izmir.We used to live in Izmir.

Türkçedeki en yakın karşılığı

Used to sözünün Türkçedeki en yakın karşılığı “-ardı / -erdi” biçimi (geniş zamanın hikâyesi), çoğunlukla “eskiden” sözüyle birlikte: “Eskiden çok kitap okurdum.” → I used to read a lot. Be used to “alışkın olmak”, get used to “alışmak” ile karşılanır. İki dilin ayrıldığı yerler:

  • “-ardı / -erdi” biçimi Türkçede başka anlamlar da taşır (“Bilseydim söylerdim.”); bu anlam used to ile değil, would ile karşılanır: If I had known, I would have told you.
  • Türkçede “alışkın olmak” ve “alışmak” yönelme durumu ekiyle kurulur (“çalışmaya alışkınım”); İngilizcede buna to karşılık gelir, ama arkasından mastar değil -ing gelir: I’m used to working.
  • Türkçede bir durum için “eskiden … idi” denir: “Burası eskiden bir sinemaydı.” → This used to be a movie theater.

Kaynak

İlgili