Phrasal verbs nedir, nasıl kullanılır?
Phrasal verb, bir fiilin bir zarf ya da edatla (up, off, out, on, down, away gibi; bunlara particle denir) birleşerek yeni bir anlam kazandığı yapıdır: give up → “vazgeçmek, bırakmak”; find out → “öğrenmek, ortaya çıkarmak”. Anlam çoğu zaman parçalardan tahmin edilemez; bu yüzden bu fiiller kelime kelime çevrilmez.
Üç tür
Purdue OWL bu fiilleri cümledeki davranışlarına göre üçe ayırır:
| Tür | Örnek |
|---|---|
| Ayrılabilen (separable): nesne iki parçanın arasına girebilir | Pick up the box. / Pick the box up. / Pick it up. |
| Ayrılamayan (inseparable): nesne hep en sonda | She looks after her grandmother. / She looks after her. |
| Nesne almayan (intransitive) | I woke up at six. / The car broke down. |
Cambridge Dictionary ise yapıya göre üç tür ayırır: fiil + zarf (phrasal verbs: bring up, take off), fiil + edat (prepositional verbs: look after, depend on) ve üç parçalılar (phrasal-prepositional verbs: put up with, look forward to). Üç parçalılarda parçalar ayrılmaz ve nesne en sona gelir.
Nesnenin yeri
- Ayrılabilen türde nesne bir isimse parçacıktan önce de sonra da gelebilir: Turn down the music. / Turn the music down.
- Nesne bir zamirse (it, them, me, her) her zaman parçacıktan önce gelir: Don’t throw it away. (“throw away it” değil) / Can you pick me up at six?
- Uzun nesneler genellikle parçacıktan sonra gelir: Please fill out the application form on the second page.
- Ayrılamayanlarda nesne edattan hemen sonra gelir: I came across an old photo. / Who will look after the kids? (“look the kids after” değil)
Anlam ve üslup
- Aynı fiil birden çok anlam taşıyabilir: Our plane took off on time. → “Uçağımız zamanında kalktı.” / Take off your shoes, please. → “Ayakkabılarınızı çıkarın lütfen.”
- Bu fiiller çoğu zaman aynı anlamdaki tek kelimelik fiilden daha az resmîdir: find out / discover, put off / postpone.
- Bir fiilin ayrılıp ayrılmadığı çoğu zaman biçiminden anlaşılmaz; Purdue OWL bunların çoğunun ezberlenmesi gerektiğini söyler. Nesne alıp almadığını iyi bir öğrenci sözlüğü gösterir.
Sık kullanılanlar
Aşağıdakiler Purdue OWL listelerinden ve Cambridge sayfasından seçildi. Bu seçim bir kullanım sıklığı ölçümüne dayanmaz.
| Phrasal verb | Anlamı |
|---|---|
| bring up (ayrılabilen) | yetiştirmek, büyütmek |
| call off (ayrılabilen) | iptal etmek |
| carry out (ayrılabilen) | yerine getirmek, gerçekleştirmek |
| figure out (ayrılabilen) | anlamak, çözmek |
| fill out (ayrılabilen) | (form) doldurmak |
| find out (ayrılabilen) | öğrenmek, ortaya çıkarmak |
| give up | vazgeçmek, bırakmak |
| pick up (ayrılabilen) | yerden almak; birini gidip almak |
| put off (ayrılabilen) | ertelemek |
| set up (ayrılabilen) | kurmak, düzenlemek |
| throw away (ayrılabilen) | atmak, çöpe atmak |
| turn down (ayrılabilen) | reddetmek; sesini kısmak |
| come across (ayrılamayan) | tesadüfen bulmak, rastlamak |
| count on (ayrılamayan) | güvenmek, bel bağlamak |
| look after (ayrılamayan) | bakmak, ilgilenmek |
| put up with (ayrılamayan) | katlanmak |
| take after (ayrılamayan) | (birine) çekmek, benzemek |
| break down (nesnesiz) | bozulmak, arıza yapmak |
| grow up (nesnesiz) | büyümek |
| show up (nesnesiz) | gelmek, ortaya çıkmak |
| wake up (nesnesiz) | uyanmak |
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| I’ll throw away it. | I’ll throw it away. |
| Can you pick up me at the station? | Can you pick me up at the station? |
| She looks her little brother after. | She looks after her little brother. |
| I can’t put up this noise. | I can’t put up with this noise. |
| The kids look their uncle up to. | The kids look up to their uncle. |
| Do you like this song? Let’s listen to. | Do you like this song? Let’s listen to it. |
Türkçedeki en yakın karşılığı
Türkçede bu yapıya doğrudan karşılık gelen bir yapı yoktur. Anlam çoğu zaman tek bir fiille (“vazgeçmek, ertelemek, öğrenmek”) ya da bir deyimle (“bel bağlamak”) karşılanır. Çeviride dikkat edilecek noktalar:
- Parçalar ayrı ayrı çevrilmez: give up “yukarı vermek” değil, “vazgeçmek”; put off “kapalı koymak” değil, “ertelemek” demektir.
- Anlam bağlama göre değişir: She turned down the offer. → “Teklifi reddetti.” / Can you turn down the TV? → “Televizyonun sesini kısar mısın?”
- Türkçede nesne fiilden önce gelir; İngilizcede ayrılabilen türde nesne zamirse iki parçanın arasına girer: “Onu at.” → Throw it away.
Deyimlerin çevirisi için Deyimler nasıl yazılır? sayfasının “İngilizcede” bölümüne bakın.
Kaynak
- Oxford Learner’s Dictionaries, Oxford Advanced American Dictionary — “phrasal verb” maddesi (https://www.oxfordlearnersdictionaries.com/definition/american_english/phrasal-verb)
- Purdue OWL — “Two-Part (Phrasal) Verbs (Idioms)” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/mechanics/two_part_phrasal_verbs_idioms/index.html)
- Purdue OWL — “Separable Phrasal Verbs” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/mechanics/two_part_phrasal_verbs_idioms/separable_phrasal_verbs.html)
- Purdue OWL — “Inseparable Phrasal Verbs” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/mechanics/two_part_phrasal_verbs_idioms/inseparable_phrasal_verbs.html)
- Purdue OWL — “Intransitive Phrasal Verbs” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/mechanics/two_part_phrasal_verbs_idioms/intransitive_phrasal_verbs.html)
- Cambridge Dictionary, Grammar (İngiliz İngilizcesi) — “Phrasal verbs and multi-word verbs” (https://dictionary.cambridge.org/grammar/british-grammar/phrasal-verbs-and-multi-word-verbs)