Past perfect continuous tense nedir, nasıl kullanılır?

Son güncelleme: Tahmini okuma süresi: 4 dk.

Past perfect continuous tense, geçmişteki bir andan ya da olaydan önce başlamış ve bir süre devam etmiş eylemleri, eylemin süresine odaklanarak anlatan zamandır: Ahmet had been working at the bank for ten years when he decided to open a café. Had been ve fiilin -ing eki almış biçimiyle kurulur; had been her öznede aynıdır. Amerikan dil bilgisi kaynaklarında continuous yerine progressive sözü de kullanılır. Türkçedeki en yakın karşılığı şimdiki zamanın hikâyesidir (-yordu).

Ne zaman kullanılır?

  1. Geçmişteki bir andan önce başlayıp bir süre devam eden eylemler. Eylem o ana kadar sürmüş de olabilir, o andan önce bitmiş de; süre çoğunlukla for, since ya da How long ile verilir: Ahmet had been working at the bank for ten years when he decided to open a café. → “Ahmet kafe açmaya karar verdiğinde on yıldır bankada çalışıyordu.” / How long had they been dating when they got married? → “Evlendiklerinde ne zamandır birlikteydiler?”
  2. Geçmişte bitmiş ama etkisi o anda görülen eylemler: Kerem’s clothes were dirty because he had been working in the garden. → “Kerem’in üstü başı kirliydi, çünkü bahçede çalışıyordu.”

Past perfect ile farkı

  • Bitti mi, sürüyor muydu? Past perfect eylemin tamamlandığını ve sonucunu; past perfect continuous eylemin sürdüğünü ve süresini öne çıkarır: She had written the report by noon. → “Öğlene kadar raporu yazmıştı.” / She had been writing the report all morning when her computer crashed. → “Bilgisayarı çöktüğünde bütün sabah raporla uğraşıyordu.”
  • Kalıcı mı, geçici mi? Past perfect daha kalıcı bir durumu, past perfect continuous geçici bir durumu düşündürebilir: He had always lived in Izmir. → “Hep İzmir’de yaşamıştı.” / He had been staying at a hotel. → “Bir otelde kalıyordu.”
  • Durum bildiren fiiller (know, like, understand, believe) ve duyularla ilgili hear, smell, taste bu yapıda kullanılmaz; past perfect kullanılır: They had known the truth for weeks. → “Gerçeği haftalardır biliyorlardı.” Ayrıntısı için Durum bildiren fiiller (stative verbs) sayfasına bakın.
  • Bir anda olup biten eylemlerde (start, stop) da continuous yapı kullanılmaz: The concert had started when we arrived. (“The concert had been starting” değil)

Nasıl kurulur?

Bütün öznelerle had been kullanılır; asıl fiil -ing eki alır. Olumsuz cümlede not bu yardımcı fiilden sonra gelir; soruda had öne geçer.

YapıÖrnek
Olumlu: özne + had been + fiil-ingI had been working. / She’d been working.
Olumsuz: özne + had not (hadn’t) + been + fiil-ingThey hadn’t been talking for long.
Soru: Had + özne + been + fiil-ing?Had she been crying?
Süre sorusu: How long + had + özne + been + fiil-ing?How long had you been living there?

Sık yapılan hatalar

YanlışDoğru
When we got married, Zeynep was working as a nurse for six years.When we got married, Zeynep had been working as a nurse for six years.
I had been wait for an hour.I had been waiting for an hour.
She had being working all day.She had been working all day.
Deniz and Ece had been knowing each other since childhood.Deniz and Ece had known each other since childhood.
The concert had been starting when we arrived.The concert had started when we arrived.

Türkçedeki en yakın karşılığı

Bu zamanın Türkçedeki en yakın karşılığı, çoğunlukla “-dır” ya da “-den beri” ile kullanılan şimdiki zamanın hikâyesidir (-yordu): Ahmet had been working at the bank for ten years when he decided to open a café. → “Ahmet kafe açmaya karar verdiğinde on yıldır bankada çalışıyordu.” İki dilin ayrıldığı yerler:

  • Türkçedeki “-yordu” İngilizcede iki ayrı zamana karşılık gelebilir. Geçmişte belli bir anda süren eylem past continuous ile anlatılır: “Telefon çaldığında yemek yiyordum.” → I was eating when the phone rang. O ana kadar ne kadar süredir devam ettiği söyleniyorsa past perfect continuous gerekir: “Telefon çaldığında bir saattir ders çalışıyordum.” → I had been studying for an hour when the phone rang.
  • Bitmiş eylemlerde Türkçe “-mıştı” kullanır; İngilizcede bu anlam past perfect ile verilir: “Öğlene kadar raporu yazmıştı.” → She had written the report by noon.

Kaynak

İlgili