A, an ve the nasıl kullanılır?
İngilizcede iki tanımlık (article) vardır: a / an belirsiz tanımlık, the belirli tanımlıktır. A / an belli olmayan, herhangi bir şeyi gösterir ve yalnızca tekil, sayılabilen isimlerle kullanılır: I want to buy a bike. (herhangi bir bisiklet). The konuşanın ve dinleyenin bildiği, belli bir şeyi gösterir ve tekil, çoğul ve sayılamayan isimlerle kullanılır: Where did you put the bike? (bildiğimiz bisiklet).
A mı, an mi?
Seçim yazılışa değil, sonraki kelimenin ilk sesine bağlıdır:
| Kural | Örnek |
|---|---|
| Ünsüz sesten önce a | a car, a big apple, a dog |
| Ünlü sesten önce an | an apple, an egg, an old house, an umbrella |
| Ünlü harfle yazılıp “yu” ya da “w” sesiyle başlayan kelimeler: a | a university, a European city, a one-way street |
| Okunmayan h ile başlayan kelimeler: an | an hour, an honest answer |
| Okunan h ile başlayan kelimeler: a | a house, a horse, a historical novel (an historical da görülür, ama a daha yaygındır) |
| Harf harf okunan kısaltmalar da okunuşa göre | an FBI agent, an MRI scan, a U.S. company |
Tanımlıkla isim arasında bir sıfat varsa seçimi sıfatın ilk sesi belirler: an interesting book, a useful tip. Kısaltmalardaki benzer durum için Kısaltmalar nasıl yazılır? sayfasının “İngilizcede” bölümüne bakın.
A / an ne zaman kullanılır?
- İlk kez söz edilen ya da belli olmayan tekil bir şey için: We saw a fox in the garden. → “Bahçede bir tilki gördük.”
- Meslek ve bir gruba üyelik bildirirken: My sister is a nurse. → “Ablam hemşire.” / He’s an engineer.
- Sayılamayan isimlerle kullanılmaz: Could we have some water, please? ya da Could we have a bottle of water? (“a water” değil; “a water” ancak “bir şişe su” gibi bir anlam kastedildiğinde duyulur).
The ne zaman kullanılır?
- Daha önce söz edilen ya da iki tarafın da bildiği şeyler: We saw a fox in the garden. The fox ran away. / Can you close the door?
- Arkasından gelen bir sözle belirlenen şeyler: The coffee I bought yesterday is great. / the history of Istanbul.
- Tek olan ve herkesin bildiği şeyler: the sun, the moon, the earth.
- En üstünlük bildiren sıfatlarla: the best restaurant in town.
- Bazı gündelik araçlar ve kurumlar: on the Internet, on the radio, in the newspaper; ama televizyon için çoğunlukla tanımlıksız: on TV.
Tanımlık kullanılmayan yerler
- Genel anlamda kullanılan çoğul ve sayılamayan isimler: Dogs are loyal. → “Köpekler sadıktır.” / Music makes me happy. / I love Italian food. (“the Italian food” değil)
- Dil, spor ve ders adları: She speaks Japanese. / We play basketball. / He teaches biology.
- My, this, some, any gibi başka bir belirleyiciyle birlikte: I love my new apartment. (“the my new apartment” değil)
- Vücut bölümleri ve kişisel şeyler için tanımlık değil iyelik sözü kullanılır: Wash your hands. (“Wash the hands” değil)
- Kalıplaşmış bazı sözler: go to bed, go to work, at school (öğrenci olarak), go home. Binanın kendisinden söz ediliyorsa the gelir: at the school (okul binasında).
ABD ve İngiltere İngilizcesi: hasta olarak hastanede yatmak ABD İngilizcesinde in the hospital, İngiltere İngilizcesinde in hospital diye söylenir.
Yer adlarında
| The ile | The olmadan |
|---|---|
| Nehirler, okyanuslar, denizler: the Nile, the Pacific, the Black Sea | Ülkelerin çoğu: Italy, Japan, Brazil |
| Bazı ülke adları: the United States, the Netherlands, the Philippines | Şehirler, eyaletler, sokaklar: Ankara, Texas, Main Street |
| Sıradağlar ve ada grupları: the Alps, the Rockies, the Canary Islands | Tek dağlar ve göller: Mount Everest, Lake Van |
| Çöller, körfezler, yarımadalar: the Sahara, the Persian Gulf | Kıtalar ve tek adalar: Asia, Europe, Cyprus |
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| She is teacher. | She is a teacher. |
| I waited for a hour. | I waited for an hour. |
| He studies at an university. | He studies at a university. |
| The life is beautiful. | Life is beautiful. |
| I need an advice. | I need some advice. |
| I usually go to the bed at eleven. | I usually go to bed at eleven. |
| I brushed the teeth. | I brushed my teeth. |
| At the party I met the woman from Canada. (ilk kez söz ediliyor) | At the party I met a woman from Canada. |
Türkçedeki en yakın karşılığı
Türkçede tanımlık yoktur. A / an sözünün en yakın karşılığı “bir”, the sözünün ise çoğu zaman ismin aldığı belirtme durumu ekidir (“-ı, -i”). İki dilin ayrıldığı yerler:
- Türkçede belirlilik çoğunlukla ekle gösterilir: “Kitabı okudum.” → I read the book. / “Bir kitap okudum.” → I read a book. / “Kitap okudum.” → I read a book. ya da I read books. (hangisi olduğu bağlamdan anlaşılır)
- Meslek bildirirken Türkçede “bir” gerekmez, İngilizcede a / an gerekir: “Annem doktor.” → My mother is a doctor.
- Genel yargılarda Türkçe isimler İngilizcede tanımlıksız kalır: “Hayat güzel.” → Life is beautiful. / “Kediler çok uyur.” → Cats sleep a lot.
- Türkçedeki “bir”, sayılamayan isimlerle İngilizceye a / an olarak geçmez: “Bir tavsiye vereyim.” → Let me give you some advice. ya da a piece of advice.
Kaynak
- Purdue OWL — “Using Articles” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/grammar/using_articles.html)
- Purdue OWL — “Articles: A versus An” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/grammar/articles_a_versus_an.html)
- Purdue OWL — “Count and Noncount Nouns (with Articles and Adjectives)” (https://owl.purdue.edu/owl/general_writing/grammar/count_and_noncount_nouns/count_noncount_nouns_with_articles_adjectives.html)
- Cambridge Dictionary, Grammar (İngiliz İngilizcesi) — “A/an and the” (https://dictionary.cambridge.org/grammar/british-grammar/a-an-and-the)
- Oxford Learner’s Dictionaries, Oxford Advanced American Dictionary — “article” ve “hospital” maddeleri (article, hospital)