A, an ve the nasıl kullanılır?

Son güncelleme: Tahmini okuma süresi: 5 dk.

İngilizcede iki tanımlık (article) vardır: a / an belirsiz tanımlık, the belirli tanımlıktır. A / an belli olmayan, herhangi bir şeyi gösterir ve yalnızca tekil, sayılabilen isimlerle kullanılır: I want to buy a bike. (herhangi bir bisiklet). The konuşanın ve dinleyenin bildiği, belli bir şeyi gösterir ve tekil, çoğul ve sayılamayan isimlerle kullanılır: Where did you put the bike? (bildiğimiz bisiklet).

A mı, an mi?

Seçim yazılışa değil, sonraki kelimenin ilk sesine bağlıdır:

KuralÖrnek
Ünsüz sesten önce aa car, a big apple, a dog
Ünlü sesten önce anan apple, an egg, an old house, an umbrella
Ünlü harfle yazılıp “yu” ya da “w” sesiyle başlayan kelimeler: aa university, a European city, a one-way street
Okunmayan h ile başlayan kelimeler: anan hour, an honest answer
Okunan h ile başlayan kelimeler: aa house, a horse, a historical novel (an historical da görülür, ama a daha yaygındır)
Harf harf okunan kısaltmalar da okunuşa görean FBI agent, an MRI scan, a U.S. company

Tanımlıkla isim arasında bir sıfat varsa seçimi sıfatın ilk sesi belirler: an interesting book, a useful tip. Kısaltmalardaki benzer durum için Kısaltmalar nasıl yazılır? sayfasının “İngilizcede” bölümüne bakın.

A / an ne zaman kullanılır?

  • İlk kez söz edilen ya da belli olmayan tekil bir şey için: We saw a fox in the garden. → “Bahçede bir tilki gördük.”
  • Meslek ve bir gruba üyelik bildirirken: My sister is a nurse. → “Ablam hemşire.” / He’s an engineer.
  • Sayılamayan isimlerle kullanılmaz: Could we have some water, please? ya da Could we have a bottle of water? (“a water” değil; “a water” ancak “bir şişe su” gibi bir anlam kastedildiğinde duyulur).

The ne zaman kullanılır?

  • Daha önce söz edilen ya da iki tarafın da bildiği şeyler: We saw a fox in the garden. The fox ran away. / Can you close the door?
  • Arkasından gelen bir sözle belirlenen şeyler: The coffee I bought yesterday is great. / the history of Istanbul.
  • Tek olan ve herkesin bildiği şeyler: the sun, the moon, the earth.
  • En üstünlük bildiren sıfatlarla: the best restaurant in town.
  • Bazı gündelik araçlar ve kurumlar: on the Internet, on the radio, in the newspaper; ama televizyon için çoğunlukla tanımlıksız: on TV.

Tanımlık kullanılmayan yerler

  • Genel anlamda kullanılan çoğul ve sayılamayan isimler: Dogs are loyal. → “Köpekler sadıktır.” / Music makes me happy. / I love Italian food. (“the Italian food” değil)
  • Dil, spor ve ders adları: She speaks Japanese. / We play basketball. / He teaches biology.
  • My, this, some, any gibi başka bir belirleyiciyle birlikte: I love my new apartment. (“the my new apartment” değil)
  • Vücut bölümleri ve kişisel şeyler için tanımlık değil iyelik sözü kullanılır: Wash your hands. (“Wash the hands” değil)
  • Kalıplaşmış bazı sözler: go to bed, go to work, at school (öğrenci olarak), go home. Binanın kendisinden söz ediliyorsa the gelir: at the school (okul binasında).

ABD ve İngiltere İngilizcesi: hasta olarak hastanede yatmak ABD İngilizcesinde in the hospital, İngiltere İngilizcesinde in hospital diye söylenir.

Yer adlarında

The ileThe olmadan
Nehirler, okyanuslar, denizler: the Nile, the Pacific, the Black SeaÜlkelerin çoğu: Italy, Japan, Brazil
Bazı ülke adları: the United States, the Netherlands, the PhilippinesŞehirler, eyaletler, sokaklar: Ankara, Texas, Main Street
Sıradağlar ve ada grupları: the Alps, the Rockies, the Canary IslandsTek dağlar ve göller: Mount Everest, Lake Van
Çöller, körfezler, yarımadalar: the Sahara, the Persian GulfKıtalar ve tek adalar: Asia, Europe, Cyprus

Sık yapılan hatalar

YanlışDoğru
She is teacher.She is a teacher.
I waited for a hour.I waited for an hour.
He studies at an university.He studies at a university.
The life is beautiful.Life is beautiful.
I need an advice.I need some advice.
I usually go to the bed at eleven.I usually go to bed at eleven.
I brushed the teeth.I brushed my teeth.
At the party I met the woman from Canada. (ilk kez söz ediliyor)At the party I met a woman from Canada.

Türkçedeki en yakın karşılığı

Türkçede tanımlık yoktur. A / an sözünün en yakın karşılığı “bir”, the sözünün ise çoğu zaman ismin aldığı belirtme durumu ekidir (“-ı, -i”). İki dilin ayrıldığı yerler:

  • Türkçede belirlilik çoğunlukla ekle gösterilir: “Kitabı okudum.” → I read the book. / “Bir kitap okudum.” → I read a book. / “Kitap okudum.” → I read a book. ya da I read books. (hangisi olduğu bağlamdan anlaşılır)
  • Meslek bildirirken Türkçede “bir” gerekmez, İngilizcede a / an gerekir: “Annem doktor.” → My mother is a doctor.
  • Genel yargılarda Türkçe isimler İngilizcede tanımlıksız kalır: “Hayat güzel.” → Life is beautiful. / “Kediler çok uyur.” → Cats sleep a lot.
  • Türkçedeki “bir”, sayılamayan isimlerle İngilizceye a / an olarak geçmez: “Bir tavsiye vereyim.” → Let me give you some advice. ya da a piece of advice.

Kaynak

İlgili